Faydalı Bağlantılar

İzleyiciler

4 Kasım 2010 Perşembe

Siyasi Düşünce Tarihi - Cicero ve Aziz Augustine

Bu bölümde Roma İmparatorluğunun farklı iki döneminden, birbiriyle çelişkili gibi görünen ancak birbirine tamamlayan iki düşünürü ele alıyoruz. Hristiyan düşüncesinin en önde gelenlerinden Aziz Augustine ve Hristiyanlık öncesi büyük politikacı ve hatip Cicero...
tıklayın ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜ DİNLEYİN

Alternatif formatta oynat


Marcus Tullius Cicero önceleri acımasız bir politikacıydı, Roma Cumhuriyeti'nin en tepedeki iki yetkilisinden biri olmuştu.
Görev başında olmadığı dönemde ise yaşamakta olan çalkantılı dünyadan yola çıkan bir politika teorisi geliştirdi.
O, devletin özel mülkiyetin bekçisi olduğu düşüncesinin öncüsüydü, ancak insanların bu dağılımda adalete yönelik bir içgüdüye de doğal olarak sahip olduklarını düşünüyordu.
Uzmanlara göre eserleri ile nesnel, hukuk devleti kavramını ortaya atmıştır...
Hristiyan düşüncesinin en büyük isimlerinden biri olan Aziz Augustine MS 354'te günümüz Cezayir'indeki

Siyasi Düşünce Tarihi - İslam düşünürleri,

MÖ 7. yüzyılda Arabistan'da İslam dini gelişmeye başladı. Diğer iki büyük tek tanrılı din yani Hristiyanlık ve Musevilikten farklı olarak başından beri dinsel olduğu kadar politik bir sistemdi İslam.
tıklayın DÖRDÜNCÜ BÖLÜMÜ DİNLEYİN

Alternatif formatta oynat


Bazı Müslümanlara göre, ikinci halifenin önde gelen yöneticilere "sıradan insanlar gibi yaşayın" emrini vermesi demokrasinin tohumlarının atılması anlamına geliyor.
İslam imparatorluğu yayıldıkça bazı islam alimleri kutsal metinlerin demokrasiyi önerdiğini savundu, bazılarına göre ise bunlar otoriter yönetim reçetesiydi.
İslam dünyasının ilk politika düşünürlerinden biri olan Farabi onuncu yüzyılda Bağdat'ta yaşadı. Fazilet Devleti gibi eserlerinde Farabi ideal yöneticiler çok nadir olduğu için, insanların daha önceki ideal örnekleri taklit etmeye çalışmaları gerektiğini savundu.

Siyasi Düşünce Tarihi - Beşinci Bölüm: Machiavelli,

16. yüzyıl İtalyan politikacı ve yorumcusu Nicolo Machiavelli dünyanın gelmiş gelmiş en ünlü ve tartışmalı siyaset düşünürlerinden biridir.
tıklayın BEŞİNCİ BÖLÜMÜ DİNLEYİN

Alternatif formatta oynat



Daha önceki bir çok düşünürün aksine, Floransalı düşünür Machiavelli politikayı ideallere göre değil, yaşanan gerçekliğe göre tasvir eder ve politikacıları ideal davranışların yıkımları olacağı konusunda uyarır...
Machiavelli 1469'da İtalyan rönesansının kalbi olan Floransa'da doğdu. 1494'te iktidardaki Medici ailesi halk isyanıyla devrildi ve bunu sofu bir papaz olan Savonarola'nın dört yıllık teokratik yönetimi izledi.
Yeni doğan Floransa cumhuriyetine diplomat olarak hizmet eden Machiavelli, politikacıların sık sık insaf ve vicdan sınırlarını aşan tutumlarını içerden izleme fırsatı buldu.
En ünlü eseri "Hükümdar"a göre, "Hükümdar, yapacağı şeyin ahlaki olup olmadığı gibi sorularla yolundan sapmamalıydı. İktidarda kalmak için ne gerekiyorsa onu yapmalıydı."
Cicero'nun, Seneca'nın çizdiği adil, cömert ve yüce gönüllü hükümdar idealini yerden yere vurdu. Machiavelli "bu niteliklerin devlet işlerini yürütmeye, ün ve zafer kazanmaya yeteceğini zannediyorsanız, çok yanılıyorsunuz" diyordu...


Hobbes'un insan doğası hakkındaki görüşünün oldukça kötümser olduğu söylenebilir... Ona göre insanlar arzuları peşinde koşar ve ortalıkta devlet olmasa herkes birbirine düşer.
tıklayın ALTINCI BÖLÜMÜ DİNLEYİN

Thomas Hobbes 16. yüzyılın sonlarına doğru İngiltere'de doğdu.
Hobbes'un insanlık ve politika hakkındaki görüşlerini ortaya koyduğu başlıca eseri Leviathan'dır. 1651 yılında yazılan bu kitap, İngiliz tarihinin en alışılmadık dönemlerinden birinin ürünüdür ve ülkenin cumhuriyetle yönetildiği on bir yılı kapsar...
Hobbes sadece merkezi bir gücün otoritesi olmadan daha iyi yaşanacağını düşünen idealistleri değil, karşıtlarını yani kralların Tanrı'dan aldıkları güçle iktidar olduklarını, Kralların İlahi Yetkileri kuramını savunanları da eleştiriyordu...
Hobbes'un düşüncesinde orijinal bir yön, toplum hayatı ile zamanının doğa bilimleri arasında kurduğu paralellikti.
Hobbes'a göre devlet-hükümet olmazsa insanlar birbirlerine karşı, sürekli bir önleyici saldırganlık içinde olurdu. Çünkü kimse bir diğerinin kendilerine zarar vermeyeceğine, ellerindeki bir şeyi, mülklerini, canlarını veya özgürlüklerini almaya kalkışmayacağına emin olamazdı. Bu yüzden de en iyi savunma saldırı haline gelirdi.
Buna karşı savunulan, "haklara sahip olunan bir doğal durum fikri, güvene dayalı siyasi sözleşme fikri, bunun itaati gerektirdiği, tüm bunların devletle ilişkisi, devletin hakları kadar yükümlülükleri de olduğu fikri", günümüzdeki siyasi tablonun yapıtaşları arasında görülüyor.


Siyasi Düşünce Tarihi - Thomas Hobbes

Hobbes'un insan doğası hakkındaki görüşünün oldukça kötümser olduğu söylenebilir... Ona göre insanlar arzuları peşinde koşar ve ortalıkta devlet olmasa herkes birbirine düşer.
tıklayın ALTINCI BÖLÜMÜ DİNLEYİN

Alternatif formatta oynat



Thomas Hobbes 16. yüzyılın sonlarına doğru İngiltere'de doğdu.
Hobbes'un insanlık ve politika hakkındaki görüşlerini ortaya koyduğu başlıca eseri Leviathan'dır. 1651 yılında yazılan bu kitap, İngiliz tarihinin en alışılmadık dönemlerinden birinin ürünüdür ve ülkenin cumhuriyetle yönetildiği on bir yılı kapsar...

Onyedinci yüzyılın ortalarına doğru doğan İngiliz filozof John Locke, hükümeti ve devleti net biçimde halkın hizmetine koşan bir düşünürdür.
tıklayın YEDİNCİ BÖLÜMÜ DİNLEYİN

Alternatif formatta oynat


Kendisinden yaklaşık yarım asır önce devleti canavar benzetmesi ile mutlak iktidar sahibi bir varlık olarak tasarlayan diğer İngiliz düşünürü Thomas Hobbes'un vizyonunu paylaşmaz.
Siyaset üzerine eserlerinin üzerinden geçen üç yüz yıla rağmen Locke hala politikaya ılımlı yaklaşımın, bireysey özgürlüklere saygını ve güvenilir hükümet düşüncesinin mimarı olarak güncelliğini korumaktadır.
Bu nedenle empirik ve liberal düşüncenin babası kabul edilir.

Siyasi Düşünce Tarihi - Jean-Jacques Rousseau

Filozof ve eğitimci olan ve 1712 yılında Cenevre'de doğan Rousseau, Aydınlanma insanının en iyi örneklerinden biriydi, ancak tüm bu süreçte kendine özgü bir yeri vardı.
tıklayın SEKİZİNCİ BÖLÜMÜ DİNLEYİN

Alternatif formatta oynat


Onsekizinci yüzyıl, Avrupalı aydınları yepyeni bir düşünce tarzının etkisi altına almasına sahne oldu. Bu düşünce tarzında herşeyden önce aklın önemi vurgulanıyordu.
Sanattan politikaya, dinden toplum düşüncesine varolan tüm fikirler eleştiriliyor, gözden geçiriliyordu. Eski siyasi düzen dağılıyor, yeni bir devir başlıyordu... Ve bu dönem dünya tarihine Aydınlanma dönemi olarak geçti.
Bu aydınlar arasında en önde gelenlerinden biri Jean-Jacques Rousseau'ydu.

Siyasi Düşünce Tarihi - Liberalizm

Siyasi düşünce tarihinin en güçlü akımlarından biri olan liberalizm kaba hatlarıyla devletin, ekonomik alanda olsun, sosyal alanda olsun insanların hayatına mümkün olduğunca az müdahele etmesi talebini ortaya koyan bir düşünce ve siyasi pratiktir.
tıklayın DOKUZUNCU BÖLÜMÜ DİNLEYİN

Alternatif formatta oynat


Çağdaş yaşamın oldukça güncel bir parçası olan bu düşüncenin kökleri ise Aydınlanma çağı İskoçyasına gider...
Buradaki düşünce hayatına damga vuran 1723 doğumlu Adam Smith, Fransızca konuşan dünyanın yıldızları Rousseau ve Voltaire'in hayranıydı, ancak onlardan farklı olarak devrimci değil.
Smith'e göre devletin devrilmesi gerekmiyordu, bunun yerine mümkün olduğunca bir kenara çekilmeliydi devlet çünkü çok müsrifti...

Siyasi Düşünce Tarihi - Marksizm

Taraftarları gözünde, hem büyük bir sosyal bilimci hem büyük bir devrimci olan, hem teoride hem de pratikte önderdir Marx; karşıtları gözünde ise çağdışı kuramları ve kışkırttığı olumsuz duygularla çağdaş hayata yönelik ciddi bir tehdit.
tıklayın ONUNCU BÖLÜMÜ DİNLEYİN

Alternatif formatta oynat


Siyasi düşünce tarihi açısından ise Marx muhtemelen bu iki ucun arasında bir yerde...
1818'de günümüz'de Almanya içinde kalan Rheinland'da doğan Karl Marx, liberal devlet görüşünün naif bir görüş olduğu, gelmiş geçmiş tüm devletlerin sınıf baskısının araçları olduğu düşüncesindedir.
Yani bir sınıf devletin kontrolüne sahip olur ve devlet gücünü ezilen sınıflar üzerinde kendi ekonomik gücünü pekiştirmek için kullanır.

Siyasi Düşünce Tarihi - Milliyetçilik

Milliyetçilik 18. yüzyıl sonlarında özellikle Alman düşünürleri arasında, Fransız devrimi ve Napolyon'un Avrupa çapında yaydığı evrensel vatandaşlık ve akıl ideallerine tepki olarak doğdu.
tıklayın ONBİRİNCİ BÖLÜMÜ DİNLEYİN

Alternatif formatta oynat



Başlangıçta bir çok Alman düşünür Napolyon hayranıydı. Ancak zaman içinde bir çeşit askeri işgalciye dönüştüğünde Napolyon'a karşı cephe almaya başladılar.
Bir dizi düşünür, her bir ulusal kültürün, özellikle de dillerin eşsiz rolünü vurgulamaya başladı.

Siyasi Düşünce Tarihi - Yeşil düşünce ve Ekolojizm

Yeşil düşünce 20. yüzyılda insanların sadece yaşadıkları sınırlar içinde değil, kendilerini kuşatan tüm bir dünyayla etkileşim içinde olduğu görüşünün güç kazanması ile kendini gösterdi.
tıklayın ONİKİNCİ BÖLÜMÜ DİNLEYİN

Alternatif formatta oynat


Soğuk Savaş'ın sona erişi geride siyasal ideolojilerden arınmış bir dünya bırakmadı.
Boşluğu dolduranlardan biri güçlü milliyetçi ideolojiler oldu, bunun karşı kutbunda ise korunması gerekenin milletler değil tüm bir gezegen olduğunu söyleyenler yer aldı.
"Yeşil Siyasal Düşünce" isimli bir kitabın yazarı olan Andrew Dobson, "Ekolojizm" olarak adlandırdığı dünya görüşünün kendine özgü ve diğer akımlardan bağımsız bir "Yeşil" siyasal ideoloji niteliği kazandığını söylüyor.

Marksizm ve Antropoloji : Engels’i Savunurken

Marksizm ve Antropoloji: Engels’i Savunurken
Rob Sewell




Bilim yaşadığımız dünyayı anlamamıza olanak verir. Geçmişin bir tasvirini oluşturmamızı ve hatta bizzat kendi türümüzün kökenini anlamamızı mümkün kılar. Ne var ki bilimsel çalışmanın tüm alanlarında olduğu gibi, antropoloji ekolleri arasında da geçmişin nasıl yorumlanması gerektiği konusunda bir yöntem çatışması söz konusudur. Bir ekol ana hatlarıyla materyalist, evrimci yaklaşıma dayanırken, diğeri geçmişe bugünkü sınıflı toplumun önyargılarıyla yaklaşmaya çalışarak, doğal eşitsizlik, erkek egemenliği ve sınıf hakimiyeti gibi anlayışları pekiştirir.

Oportünizm ve yakın akrabaları

Oportünizmin yakın akrabaları

Yeri geldiğinde her biri üzerinde ayrı ayrı durmak gerekse de, devrimci işçi mücadelesini güçsüz düşüren oportünizm, revizyonizm, reformizm ve uzlaşmacılık gibi siyasal eğilimler arasında aslında yakın bir ilişki bulunuyor. Konunun bu yönünü kavramak zor olmasa gerek. Zira oportünist politikaların burjuva düzenle şu ya da bu düzeyde uzlaşmaya varacağı, düzenle uzlaşan siyasetlerin ise reformizme ve revizyonizme götüreceği açıktır.

Tehlikeli Bir Eğilim: Oportünizm

Marksist literatürde sıkça kullanılan kavramlardan biri olan oportünizm kelime karşılığıyla fırsatçılık anlamına geliyor. Fırsatçı yaklaşımların özellikle kapitalist toplumda yaşamın çeşitli alanlarında ve çeşitli biçimlerde karşımıza çıkan son derece yaygın bir eğilim oluşturduğunu biliyoruz. Siyasi mücadele söz konusu olduğunda da, oportünizm, aslında burjuva partilerden sol örgütlere dek tüm siyasi yapılanmalar içinde karşılaşılabilecek olan, ilkesiz ve hep kendi çıkarına yontan fırsatçı politika tarzını anlatıyor. Burjuva partilerin ve küçük-burjuva nitelikli siyasal örgütlerin sınıfsal karakterleri nedeniyle, bunların fırsatçı politik tarz sergilemelerinde yadırganacak bir taraf bulunmuyor. Ne var ki, oportünizm işçi sınıfının devrimci örgütlenme alanında baş gösterdiğinde işin rengi değişmekte ve ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Konunun üzerinde durulması gereken yönü de budur.

Liberal Demokratların Kapitalist Düşleri

Türkiye’nin siyasi yaşamına uzun süredir damgasını vuran burjuvazi içi iktidar kapışması, statükocu kanat karşısında pek çok sorunda demokratik çözümlerden söz eden liberal aydınların önemini de arttırmış bulunuyor. Sosyal ve iktisadi sistem bağlamında savundukları görüşler ne denli çelişkilerle yüklü olursa olsun, Türkiye’nin Avrupa ülkelerinden farklı yönler taşıyan siyasal gerçekleri ve demokrasi sorunu, liberal aydınların varlığını gerçekten de önemli kılıyor. Oysa dünya geneline bakacak olursak, bu kesimler açısından olumsuz eğilimler sergileyen bir durum mevcut. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra rakipsiz kalan kapitalist sistemin yarattığı ideolojik iklim, burjuva aydın tabaka ve yeni okumuş kuşaklar bakımından negatif sonuçlar üretti. Çeşitli ülkelerde burjuva aydın tabaka nitel ve nicel olarak zayıflarken ve insan hakları, demokrasi savunusu gibi konularda eski duyarlılığını yitirirken, ilericilik, demokratlık ve barışseverliğin yegâne ölçütü ve garantisi olarak küresel kapitalizmin “faziletlerini” benimseyen yeni tip okumuşlar ağır basmaya başladı.
Türkiye de bu olumsuz eğilimden fazlasıyla nasibini almış durumdadır. Bizdeki liberal aydınlar arasında da bu durumun olumsuz yansımalarını sıkça görebiliyoruz. Ne var ki en başta da vurguladığımız gibi, bu topraklarda yıllardır egemen olan başka gerçeklikler de vardır ve devlet kurucu egemen bürokrasinin önemli tarihsel sorunlar çerçevesinde yarattığı tabuların yıkılmasında liberal demokratların önemli bir katkıda bulunduğu göz ardı edilemez. O nedenle liberal demokrat kesimlerin dünya genelinde sergiledikleri eğilimlerin analiziyle yetinmeyip, son dönemde Türkiye siyaset sahnesinde oynadıkları rolün olumlu ve olumsuz yönlerini titizlikle irdelemek doğru bir tutum olacaktır.

Siyasal Mücadele ve Askeri Savaş Antonio Gramsci



Askerî savaşta düşman ordusunun imha ve topraklarının işgal edilmesiyle stratejik amaca varınca başarıya ulaşılır. Üstelik şu da belirtilmelidir ki, savaşın sona ermesi için stratejik amaca sadece potansiyel olarak ulaşılması yeterlidir. Yani düşman ordusunun artık savaşamayacağının ve zafere ulaşmış ordunun düşmanın topraklarını işgal «edebileceğinin» şüphe götürmemesi yeterlidir. Siyasal mücadeleyse çok daha karmaşıktır: bir bakıma koloni savaşları ya da, zafere ulaşmış ordunun kazandığı toprakların bütününü ya da bir bölümünü kalıcı bir biçimde zaptettiği, eski fetih savaşlarıyla bir tutulabilir. Bu durumlarda mağlup ordu silahlarından arındırılıp dağıtılır ama mücadele siyasal alanda ve askerî «hazırlık» alanında sürer. Böylelikle Hindistan’ın İngilizlere karşı siyasal mücadelesi (bir dereceye kadar Almanya’nın Fransa’ya ya da Macaristan’ın Küçük

6 Eylül 2010 Pazartesi

Sıfırın İcadı – Sıfır Rakamının Tarihçesi

Onluk sistemin bir üstünlüğü, sıfır rakamı için ayrı bir işaretin (sembolün) bulunmasıdır. Sıfır işaretinin, gerektiğinde basamaklara (hanelere) yazılması gerekmektedir. Aksi halde, boş bırakılan basamak (hane) birçok yanlış anlaşılmalara sebep olur.

Fraktal Resimleri

Matematik Programları - Mühendislik Hesaplamalarında Global Standart

Günümüz mühendisleri Mathcad'i hesaplamalarını gerçekleştirmek, dokümanlamak ve diğer çalışma arkadaşları ile paylaşmak için kullanıyor. Mathcad'in benzersiz görsel ögeleri ve arabirimi; standart matematiksel notasyonları, metin ve grafikleri bir arada kullanarak Mathcad'i bilgi üretme, tekrar kullanılan hesaplamalar geliştirme ve mühendislik paylaşımlarında ideal bir yazılım haline getirir.
Ürün geliştirme ve mühendislik tasarım projelerinde Mathcad önemli verimlilik avantajları sunar. Diğer hesaplama araçları ve çizelgelere göre, Mathcad, kapsamlı matematik fonksiyonları ve dinamik, birimleri tanıyan hesaplamaları ile, mühendislik çalışmalarını eş zamanlı olarak hem tasarlar hem de dokümanını oluşturur.
Üniversite öğrencisinden profesöre, teknikerden mühendise kadar geniş bir kitleye hitap eden Mathcad, farklı iş kalemlerini bir arada toplayabileceğiniz benzersiz bir ortam sunmaktadır.
MathCAD 14 Hakkında Herşey mathcad14tanitim.pdf [1.29 Mb] (İndirme: 72)

Analiz 1 Konu Anlatımı [ Üniversite ]

Analiz 1 Konu Anlatımı [Üniversite]

1.1.Önermeler
1.2 Kümeler
1.3.Fonksiyonlar
1.4.Doğal sayılar
1.5.Tamsayılar
1.6.Rasyonel sayılar
1.7.Quadratik karekökler
1.10.Binom Teoremi
1.11.İçiçe Aralıklar Sistemi
1.13.Kompleks Sayılar 1.kısım
1.13.Kompleks Sayılar 2.kısım
1.13.Kompleks Sayılar 3.kısım
2.1. reel Sayı Dizileri
2.2.Sınırlı Diziler 1.kısım
2.2.Sınırlı Diziler 2.kısım
2.3.Cauchy Şartı
2.4 Monoton Diziler
2.4 Monoton Diziler Alıştırmalar
3.1.Fonksiyonlarda limit 1. kısım
3.1.Fonksiyonlarda limit 2.kısım
3.2.Fonksiyonlarda süreklilik 1.kısım
3.2.Fonksiyonlarda süreklilik 2. kısım
3.2.Fonksiyonlarda süreklilik 3. kısım
4.2.Alıştırmalar Türevle ilgili temel teoremler
4.3.Türev ile ilgili teoremler
4.4.L'Hopital Kuralı

İndir - Download:
analiz1.rar [7.79 Mb] (İndirme: 82)

RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting

Topoloji Nedir - Topoloji Hakkında

Topoloji, Matematiğin ana dallarından biri. Yunanca'da yer, yüzey veya uzay anlamına gelen topos ve bilim anlamına gelen logos sözcüklerinden türetilmiştir. Topoloji biliminin kuruluş aşamalarında yani 19. yüzyılın ortalarında, bu sözcük yerine aynı dalı ifade eden Latince analysis situs (konumun analizi) deyimi kullanılıyordu.

Topoloji sözcüğü bir topolojik uzayı tanımlamak için inşa edilen ve belli koşulları sağlayan kümeler ailesi için de kullanılır. Aşağıdaki matematiksel tanımda bu koşullar sıralanmıştır. Topolojik yapı, geometri bağlamında bir kümenin üzerine konabilecek en basit yapı olarak görülebilir. Başka bir deyişle, topoloji, geometri yapmak için atılan ilk adımdır.

H. Hilmi Hacısalihoğlu - Matematik Terimleri Sözlüğü


Matematik Terimleri Sözlüğü Hakkında:
Son yıllarda matematik alanındaki araştırmalar hızla artmaktadır, yeni yeni kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bilim adamlarımız böyle kavramlara ya kendileri Türkçe bir karşılık ya da o kavramı aldıkları dildeki adını olduğu gibi veya biraz değişik Türkçe karşılıklar kullanmaktadırlar. Zaman zaman terim birliği sağlamak için girişimler yapılmışsa da, tam bir başarı sağlanamamıştır. Bu sözlüğün hazırlanmasındaki amaçlardan biri de bu birlikteliğe katkıda bulunmaktır. 'Matematik Terimleri Sözlüğü' nün üniversiteler ve çeşitli kurumlarda çalışan ilgililerin ve özellikle öğretmen ve öğrencilerin matematik terimleri açısından sıkıntılarını büyük ölçüde karşılayacağına inanıyoruz.

Matematik İçin Söylenen Sözler

Matematik bilimlerin kraliçesidir.
J.Karl Friedrich GAUSS

Matematikle ifade edebiliyorsanız, bilginiz doyurucudur
Lord KELVIN

"Algoritma şöyle diyor: Rabbimiz ve koruyucumuz olan Allah 'a hamd ve senalar olsun.
Harezmi

Tarihte üç büyük olay vardır: Bunlardan ilki, evrenin oluşumudur. İkincisi, yaşamın başlangıcıdır. Bu ikincisi ile aynı derecede önemli olan üçüncüsüyse, yapay zekanın ortaya çıkışıdır.
Edward Fredkin

Matematik, insan zihninin idrak edebildiği bütün kavramların ve bu kavramlar arasındaki bütün ilişkilerin ifade edildiği
Dildir.
AYDOS 2000

Kainatın mimarı mükemmel bir Matematikçi olsa gerek
James JEANS

Bir matematikçi sanmaz fakat bilir.inandırmaya çalışmaz çünkü ispat eder.Güveninizi beklemez.Belki dikkat etmenizi
ister.
Henri POINCARE

Dünyadaki en mâsum uğraş matematiktir.
G. H. HARDY

Leonhard Euler Kimdir - Leonhard Euler Hakkında

18. yüzyıl İsviçre'si, matematikçiler ailesinin en meşhur matematikçisidir. Çağdaşları tarafından "Canlı Analiz" adı ile belirtilir. Aynı zamanda; matematik tarihinde, en çok eser ortaya koyan matematikçi olarak görülür. Kaynaklar, matematikle ilgili ortaya koyduğu eser sayısını seksen olarak belirtir.
İsviçre'nin Bale şehrinde, 15 Nisan 1707 tarihinde doğmuştur. Ertesi yıl, babası Paul Euler ve Annesi Merguerite Brucker ile birlikte, babasının kalvinist papazı olduğu Bale şehrinin yakınındaki Richen köyüne yerleşti.
Genç yaşta Bale Üniversitesi'ne girerek teoloji ve İbranice öğrenimi de gördü.
Büyük Petro'nun Rusya'ya getirdiği ressam Gsell'in kızı ile evlendi. Çocuklarını çok severdi. Sekizi küçük yaşlarında ölen on üç çocuğu oldu. 1735 yılında aşırı çalışma sonucu beynine kan hücüm ederek, sağ gözünü kaybetti. Gittikçe artan bir körlük sonucu, geri kalan ömrünü üzüntü içerisinde geçirdi.
1736 yılında, karısının ölümü, O'na büyük üzüntü kaynağı oldu. Ertesi yıl, ilk karısının üvey kardeşi Salomone A. Gsell ile evlendi. Başka bir büyük felaket de, sol gözünü iyi etmek ümidi ile yapılan ameliyatın muvaffakiyetsizlikle neticelenmesi oldu. Başlangıçta ameliyat başarılı geçti. Sonraları, yaranın iltihaplanması sonucu, şiddetli acılar çekti.
7 Eylül 1983 tarihinde, 77 yaşında iken, beyin kanaması sonucu hayata gözlerini kapadı.

Bernhard Bolzano Kimdir Bernhard Bolzano Hakkında

Bernhard Bolzano, Çekoslovakya'nın Prag kentinde 5 Ekim 1781 günü doğdu. Babası bir İtalyan göçmeni ve küçük bir esnaftı. Annesi de, Prag' da madeni eşya ile ilgilenen bir ailenin kızıydı. Bolzano, Prag Üniversitesinde, felsefe, fizik, matematik ve ilahiyat çalıştı. 1807 yılında Prag'da aynı üniversiteye din ve felsefe profesörü olarak atandı. 1816 yılına kadar bu

Taylor (1685 - 1731) Kimdir - Taylor Hakkında

Brook Taylor, İngiltere'de Norton kentinde 9 Kasım 1685 günü doğmuştur. Eğitimi ve öğretimi Cambridge'de Saint John College'inde görmüştür. 1712 yılında bugün kendi adıyla bilinen Taylor açılımı teoremini bulmuş ve bu teoremi 1715 yılında yayınlamıştır. Seriler, logaritmalar ve fizik konuları üzerine birçok buluşu vardır. Bunların tümünü de yayınlamıştır. Gerek bu buluşları gerekse Taylor açılımı teoremiyle genel matematiğe ve onun gelişmesine ölçüsüz yardımlarda bulunmuştur.
1712 yılında Royal Society'ye üye seçilen Taylor, daha sonraki yıllarda Newton'la Leibniz arasında süren yarışmalardan doğan sürtüşmelerde karar verecek üyelerden biriydi. Tam verimli ve oldukça genç sayılan kırk altı yaşında, 29 Aralık 1731 günü Londra'da öldü. Matematik kitaplarının tümünde Taylor teoremi hala yaşamaktadır ve daha da yaşayacaktır.

Rene Baire (1874 - 1932) Matematikçi




Rene Baire, 1874 yılında Paris'te doğdu. Ecole Normal Superieure'de öğrenimini tamamladı. Daha sonra Dijon Fen Fakültesinin matematik analiz derslerini okuttu. Kendisi gibi Fransız matematikçileri olan Henri Poincare, Emil Borel ve Henri Lebesgue ile beraber gerçel değişkenli fonksiyonlar üzerinde yeni çığırlar açtı. Gerçel analiz üzerinde çok değerli kitaplar yazdı. Baire sınıfları oldukça Ünlüdür. 1932 yılında Chaber'de öldü.

Ünlü Matematikçiler

Ünlü Matematikçiler

Sultan Çelebi Mehmed

Sultan Çelebi Mehmed





Babasi : Sultan Yildırım Bayezid

Annesi : Devlet Hatun

Dogumu : 1389

Vefati : 26 Mays 1421

Saltanati : 1413 - 1421 (8) sene


Osmanlı Padişahları - Yıldırım Bayezid

Yıldırım Bayezid




Babası : Murad Hüdavendigar

Annesi : Gülçiçek Hatun

Doğumu : 1360

Vefatı : 8 Mart 1403

Saltanatı : 1389 - 1403 (13) sene



Yıldırım Bayezid tahta geçtikten sonra, babasının vefatı üzerine Anadolu'da vuku bulan ayaklanmaların tamamını zamanda bastırdı. Germiyan, Aydın, Menteşe ve Saruhan Beyliği bu devirde katıldı. Hâmid Beyliğine bağlı lsparta, Burdur, göller yöresi Osmanlıların oldu. Yıldırım 1391'de Bizanslılardan Sile'yi aldı. İstanbul'u yedi ay muhâsara etti, Tuna nehrini geçerek Romanya'yı Osmanlılara tâbi kıldı.1392'de Silivri ve Selânik Osmanlılara katıldı. 1393'de Bulgaristan tamamen fethedildi.1394'de Kastamonu ve çevresi alındı. ArnavutIuk ve çevresi de Osmanlı topraklarına katıldı. 1396'da Haçlı ordusu Niğbolu'da imha edildi. Binlercesi esir alındı. 1397'de Salona Piskoposu, Padişahı bizzat davet ederek halkın zulümden kurtarılmasını rica etmiş bunun üzerine Yıldırım Bayezid, Bizanslılardan Silivri, Mora ve Attika'yı kurtarmıştır. Türklerin Yunanistan'ı almaları böyle olmuştur.Girdiği savaşlarda göstermiş olduğu cesaretten dolayı 1397'de ona (Yıldırım) lakabı verilmişti

Osmanlı Padişahları - Murad Hüdâvendigâr

Murad Hüdâvendigâr





Babası : Orhan Gazi

Annesi : Nilüfer Hatun

Dogumu : 1326

Vefatı : 1389

Saltanatı : 1359 - 1389 (30) sene

Devlet Sınırları : 500.000 km2


Sultan Murad uzun boylu, degirmi yüzlü,iri burunlu idi. Kalın ve adaleli bir vücuda sahipti.Başına mevlevi sikkesi üzerine yuvarlak testar sarılı bir başlık giyerdi. Çok sade giyinir ve kirmızı zeminli beyaz e1biseden hoşlanırdı. Gayet nazik, sevimli, çok halim ve selimdi. Âlim ve sanatkârlara hürmet gösterir, fakirlere ve kimsesizlere büyük bir şefkatle muamele ederdi.Halk tarafından "Gazi Hünkâr" diye anılır ve bir baba olarak sevilirdi.Terbiyesi ile annesi Nilüfer Hatun meşgul oldu: Gençliğini Bursa'da medreselerde, ilim ve sarfat adamları ile geçirdi. Bütün hayatı sınır boylarında ve harp meydanlarında geçmiştir. Hiç durmadan Rumeli'den

Osmanlı Padişahları - Orhan Gazi

Orhan Gazi





Babası : Osman Gazi

Annesi : Mal Hatun

Doğumu : (H. 680 - M. 1281)

Vefatı : (H. 761 - M. 1360)

Saltanatı : 1326 - 1359 (33) sene

Devlet Sınırları : 16.000 km2


Osmanlı Devletini Osman Gazi kurmuştu.Fakat onu teşkilâtlandıran ve büyük bir devlet haline getiren Orhan Gazi idi.Orhan Gazi sarı sakallı, uzunca boylu, mavi gözlü idi. Yumuşak huylu ve merhametli, fakat yerine göre hiddetli ve şecaatliydi. Fakirleri sever ve ulemaya hürmet ederdi. Son derece dindar, adaletli ve tebaasına kendisini sevdirmesini çok iyi bilirdi. Bizzat halk içine girer, onlarla yemek yer ve dertleşirdi.Hareketlerinde çok hesaplı davranır ve hiç telâş etmezdi. İznik'i fethettiği zaman hıristiyanlara göstermiş olduğu insanca muamele,dillere destan olmuştu.Orhan Gazi'nin her yönden büyük bir insan olduğunu sadece Türkler değil, barçok yabancı tarihçiler dahi tasdik etmişlerdir.Orhan Gazi daha 15 yaynda iken harplere iştirak etmiş ve hayatının büyük bir kısmı harp meydanlarında geçmiştır. Babasından 'ı6.000 km. kare olarak teslim aldığı toprakları altı misline çıkararak 95.000 km. kare yapmıştır.Orhan Gazi bir devlet reisi sıfatı ile harplerde bizzat ordularının başında daima bulunmuştur. Orhan Gazi devletin muntazam bir idare sistemine bağlanması lüzumunu görmüş ve teşkilât işini ise, Alâeddin Paşa ile, Şeyh Edebali'nin bacanağı Çandarlı Kara Halil Paşa'ya havale etmişti.Orhan Gazi zamanında teşkilâtı üç noktada toplayabiliriz : Para, kıyafet, ordu.Orhan Bey'in büyük oğlu Süleyman Paşa,kendisinden önce vefat etmiştir. Kendi sağlığında iken başkumandanlık vazifesini ikinci oğlu Murad Hüdavendigâr'a devretmiştir.Osmanlılar tarafından yaptırılan ilk cami (1333 - 1334) senesinde İznik'te yapılan "Hacı Özbek" Camiidir. Ve Orhan Gazi yaptırmı,stır.Bursa Medresesini Orhan Bey yaptırmış ve ilk "Sultan" lâkabı da O'nun zamanında kullanılmıştır. Yine ilk Osmanlı parası da Orhan Bey zamanında basılmıştır. Müslüman Türkler Avrupa'ya ilk defa Orhan Bey zamanında geçmişlerdir. İstanbul'un Anadolu yakası tamamen Orhan Bey zamanında Osmanlı topraklarına katılmıştır.Yeni fethedilen hıristiyan topraklarında yaşayan yerli hıristıyan halktan Osmanlı hayranlığı, yeni fetihleri de kolaylaştırmıştır.Zamanında fethedilen yerler :1326'da Bursa, 1329'da İznik, 1337'de Gemlik'i fethetti ve Bizanslılara kary Palekanon(Maltepe) zaferini kazandı. 1345'de Karasi Beyliği ilhak edildi. 1354'de Ankara ve Gelibolu feihedildi.Orhan Gazi 1360 senesinde 79 yaşında vefat etmiştir. Türbesi ise Bursa'da Osman Gazi'nin türbesi yanındadır. Türbe dört köşelidir.Içinde 4 tane büyük mermer sütun vardır. Türbe bu dört sütun üzerine oturtulmuştur. Kubbesi geniş ve kurşunla örtülmüştür. Duvarları sade ve beyaza boyanmıştır.

Osmanlı Padişahları - Osman Gazi

Osman Gazi



Babası : Ertugrul Gazi

Annesi : Hayme Hatun

Dogumu : Sögüt (M. 1258 - H. 656)

Vefatı : Bursa (M. .1326 - H. 726)

Saltanatı : 1299 - 1326 (27) sene

Devlet Sınırları : 95.000 km2


Osman Gazi, Ertuğrul Bey'in üç oğlundan birisidir. Osman Bey diğer kardeşlerinden büyük değildi, fakat adeta bir idareci olarak yaratılmıştı. Zira bu hususta çok büyük kaabiliyet sahibi idi. Babası vefat ettikten sonra diğer bütün beyler, ittifakla Osman Bey'i aşiretin reisi olarak tanıdılar.Osman Bey, beyliğin bayna geçtiği zaman,23 yaşında idi. Uzun boylu, geniş göğüslü, kaIın ve çatık kaşlı, elâ gözlü ve koç burunlu idi. Iki omuzları arası oldukça geniş, vücudunun belden yukarı kısmı, aşagı kısmına nisbetle daha uzundu. Çehresi yuvarlak ve teni buğday renginde idi.Büyük şeyhlerderi Edebalı'nın evinde misafir iken, istirahat için gösterilen odada, Kur'an-ı Kerim'i görünce, sabaha kadar saygısından yatmadığı ve geceyi uykusuz geçirdiği çok meşhurdur. şeyh bu durumdan cok memnun kaldığı için kendisini kızı ile evlendirmiş ve hayır dualar etmiştir.Osman Bey, 1287'de Karacahisar'ı fethetti.1280'de Domaniç'te Bizanslıları yenerek Bilecik'i fethetti ve Selçuklu Hükümdarı tarafından uç beyliğine verildi. 1299'da Inegöl fethedildi.Selçuklu Devleti yıkıldı ve Osman Bey müstakil beyliğini ilân etti. 1300'de Yenişehir ile Köprühisar, 1302'de ise Akhisar ve Koçhisar fethedildi.Osman Bey'e babasından kalan arazinin genişliği 4800 km. kare idi. Kendisi vefat ettiğinde ise, beyliğin toprak genişliği 16.000 km.kareye ulaşmytır.Vefat etmeden önce oğlu Orhan Bey'e şöyle vasiyet etmiştir ğullarıma ve bütün dostlarıma birinci vasiyetim Şudur ki; her zaman gazaya devam ederek, Din-i Celil-i İslâm'ın yüceliğini yaşatınız. Cihadın kemâline ererek, sancağı şerifi hep yüksekte tutunuz. Her zaman İslâm'a hizmet ediniz. Zira Cenâb-ı Hak benim gibi zayıf bir kulunu ülkeler fethetmek için memur etti. Gaza ve cihadlarınızla Kelime-i Tevhid'i çok uzaklara götürünüz. Hanedanımdan her kim, hak yoldan ve adaletten saparsa mahşer gününde, Rasülü Azam'ın şefâatinden mahrum kalsın. Oğlum! Dünyaya gelen hiç bir insan yoktur ki, ölüme boyun eğmesin. Bana da, Hz.Allah'ın emri ile şimdi ölüm yaklaştı. Bu devleti sana emanet ediyorum. Seni de Mevlâ'ya emanet ettim. Her işinde adaleti üstün tut.Vefatında 68 yaşında idi. Tarih ise, Ağustos 1326'yı gösteriyordu. (Allah rahmet eylesin.) Vefat ettiğinde geriye bıraktığı mal varlığı şunlardı : Bir at mrhı, bir çift çizme, birkaç tane sancak, bir kılıç, bir mızrak, bir tirkeş,birkaç at, üç sürü koyun, tuzluk ve kaşıklık.Osman bey vefat ettiği zaman zayıf bir rivayete göre, Söğüt'te babasmn yamna defnedilmiş ve Bursa alınırsa oraya defnini vasiyet etmişti. Bupun için 1326'da Bursa alındıktan sonra vasiyeti yerine getirilerek cesedi Bursa'ya nakledilip, Hisar'da (Saint Eli) namına yapılmış olan Gümüşlü Künbed'e defnedilmiştir. Fakat vekayün tetkikine göre vefatW ın 1326'da Bursa'nın teslim alınmasından sonra olduğu anlaşılıyor.

Osman Bey zamanında yaşayan Islâm büyükleri Şilsile-i Sâdât-ı Nakşıbendiyye'nin onuncu ve onbirinci halkalarını teskil eden, Hâce, Arif Rivgiri ve Hâce Mahmud İncir Fagnevi (k.s.)Hazretleri, şeyh Saadettin Cibavi, Bahaüddin Veled ve müellif Pehlivan Mahmud Poyraz.

Erkek çocukları :

Pazarlı Boy, Çoban Bey,Hamid Bey, Orhan Bey, Alaeddin Ali Bey, Melik Bey, Savcı Bey.

Kız çocukları:

Fatıma Hatun

Osmanlıca Terimler Sözlüğü

Osmanlıca Terimler Sözlüğü

Acemi
oğlanı ; Acemi ocağına yeni alınmış,henüz eğitim görmekte ve yetişmekte olan genç yeniçeri adayı.
Akağa ; Sarayın haremindeki zenci olmayan hadım harem ağası.(Darüssaade ağası)
Arpa Emini ; Saraydaki padişah ahırının en üst düzeydeki yöneticisi.Ahır masraflarını ken disine emanet edilen paradan yapan kişi.
Arz odası ; Padişahların devlet büyüklerini ve yabancı elçileri kabul edip dinledikleri oda.
Askeri Rüşdiye ; Askeri ortaokul.
Aşçıbaşı ; Saray mutfaklarındaki aşçıların başı.

Babıâli ; ( Yüksek kapı anlamında) Osmanlılarda Sadaret (Başbakanlık),Dahiliye ve Hariciye (İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı) ve Şurayı Devlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu bina.
Babüssaade Ağası ; (Kapuağası/Sarayağası) Saraydaki hadım Darüssaade ağaları ile Akağaların ve Enderun memuriyetlerinin genel amiri.
Baltacı ; Sarayda harem muhafızlarına verilen ad. / Seferler sırasında askeri birliklerin önünde giden ve yolların kapanmasına neden olan ağaçları kesen eli baltalı olan,uzun sakal bırakıp meşin önlük giyen özel seçilmiş iri yapılı askerler.
Baruthane Nazırı ; Barut imalatı ile uğraşan baruthane nezaretinin yöneticisi.
Başçıbaşı ; Saraya ait inşaat işlerinde çalışan işçi başlarının (Başçı) başı olan kişi.
Baş Çuhadar ; Sarayda padişahın kaftan ve kürklerine bakan büyük memur. / Sadrazam ve vezirlerin ve diğer üst düzey görevlilerin yanında çalışan ve evrak iletme,mektup taşıma işi yapan görevlilerede çuhadar denirdi.
Berberbaşı ; Saray berberlerinin başı,yöneticisi.
Beylerbeyi ; Genel vali,Sancak beylerinin başı.Osmanlı imparatorluğunun Asya kıtasındaki sancak beylerinin başına "Anadolu Beylerbeyi",Avrupa kıtasındaki sancak beylerinin genel valisinide "Rumeli Beylerbeyi" denirdi.
Bimarhane ; Akıl hastanesi.(Tımarhane)
Bina Emini ; Osmanlılarda büyük ve resmi binalar yapılırken,inşaat masraflarını tutan,malzemeyi satın alan ve ustalarla işçilerin ücretlerini ödeyen,biri katip diğeride Ruznameci (Muhasebeci) olmak üzere iki yardımcısı bulunan görevli.

Türk Haritacılık Tarihi

Türk Haritacılık Tarihi

1076 yılında KAŞGARLI MAHMUD (El Kaşgari) "Divanü-Lügat-it-Türk" (Türkçe sözlük) isimli bir yapıtında bir dünya haritası çizmiştir. ...
1076 yılında KAŞGARLI MAHMUD (El Kaşgari) "Divanü-Lügat-it-Türk" (Türkçe sözlük) isimli bir yapıtında bir dünya haritası çizmiştir. Bu harita Orta Asyanın büyük bir kısmını Çin ve Kuzey Afrikayı içermektedir. Batıda ise Volga nehrini fazla geçmemektedir. Dünya'nın tepsi gibi düz ve yuvarlak olduğu kabul edilen bu dünya haritası, çeşitli ülkelerin birbirlerine göre konumu belirtilmiş bir kroki görünümündedir. O zamanki başkent Balasagun ise haritanın merkezindedir. Haritanın yazılara göre üst tarafı Güneşin doğduğu yön olan doğu seçilmişti.

İlk Boğaz Köprüsü Projesi - II.Abdülhamid

İlk Boğaz Köprüsü Projesi - II.Abdülhamid




İlk Boğaziçi Köprü Projesi, Sultan İkinci Abdülhamid döneminde yapıldı. 1900 yılında, Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasında bir köprü kurulması için Bosphorus Railroad Company adlı şirket çalışmalara başladı. Köprü üzerine demiryolu döşenmesi de planlanmıştı. Böylece, Avrupa'dan kalkan bir tren Bağdat'a kadar gidebilecekti.

Türk Yurtları Haritası

KPSS - Data Tarih Konu Anlatımı 1. ve 2. Bölüm Download, İndir

KPSS - Data Tarih Konu Anlatımı 1. Bölüm


Yayın: Data Yayınları
Türü: KPSS Tarih Anlatımı ve Soru Bankası
Boyut: 1.4 mb
Türü: PDF
Sayfa: 43


DOWNLOAD


KPSS - Data Tarih Konu Anlatımı 2. Bölüm

Ankara Savaşı Nedenleri, Sonuçları, Fetret Devri

ANKARA SAVAŞINI HAZIRLAYAN SEBEPLER



Timur, Çağatay devletinin hükümdarı Ebu Said Bahadır’ın ölümünden sonra çıkan kargaşaların sonucunda güçlü bir şekilde tahtı ele geçirmiş ve otoriteyi sağlamıştır. Cengiz Han’ın mirasını toplamak ve tüm Türkleri itaat altına almak istemiştir. Timur bu yüzden dönemin üç büyük devleti olan Osmanoğulları, Doğu Avrupa’ya hakim olan Altın Ordu devleti ve Memluklulara saldırmıştı.
Önce Atın Ordu devletiyle yaptığı savaşta onları zayıflatmış ve sonrasında Timur ve Çağatay devletine tampon bölge olan Kadı Burhaneddin Beyliğinin Osmanlı’ya bağlanmasıyla Memluklulara komşu olmuştur. Timur çok iyi bir casusluk politikasıyla Memluklular, Osmanlılar ve Altın Ordu Devletinin kendisine karşı ittifak yapmasını önlemiştir. Timur bu suretle Irak ve Bağdat’a saldırmış buraları yakıp yıkmıştır. Celayirli Ahmet ve Kara Yusuf Osmanlıya yani Beyazıt’a sığınmıştır. Timur Beyazıd’tan bu iki beyi kendisine teslim etmesini ve kendi üstünlüğünü tanımasını istemiştir. Timur’un buradaki amacı İslam dünyasında sevgi kazanan Osmanlı Devletiyle savaşmasına haklı bir gerekçe göstermektir. Beyazıd Timur’dan hiçbir şey istememiştir. Bunun nedeni ise Türk kanının dökülmesi istemeyişidir. Timur Celayirli ve Kara Koyunlu Devletini ortadan kaldırmıştır. Bu bölgedeki hükümdarlar Beyazıd’a sığınmış ve Beyazıd bunları Timur’a teslim etmemiştir. Timur bu devletleri yok etmekle beraber Anadolu topraklarına komşu olmuş Kadı Burhaneddin Bey’i Timur’a itaat etmişti. Böylece Timur, Kadı Burhaneddin Bey’i ile Anadolu faaliyetlerine girişti. Böylece Anadolu’daki Beyazıd’a bağlı beyliklerin beylerini kışkırtarak kendi yanına çekti. Bu beylerin desteğini alan Timur Osmanlı topraklarına saldırmaya başladı. Bundan önce Beyazıd Timur’u tehlike olarak görmemiş yada ciddiye almamıştır. Bu tehlikeyi ciddiye almamasını Rumeli ve Bisansla mücadelelerine bağlayan tarihçiler bunun Yıldırım Beyazıd’ın yaptığı büyük bir hata olarak söylerler.( Osman, Turan, İbrahim KAFESOĞLU). Timur Sivas üzerine yürümüştür. Burada Beyazıd’ın oğlu Şehzade Süleyman Çelebi Sancak Beyi olarak bulunuyordu. Sivas Şehrini 18 gün muhasara eden Timur; Süleyman Çelebiye şehri terk etmesi ve Bursa’ya dönmesini ve şehri teslim ederlerse buradaki halka dokunulmayacağını söylemiştir. Halk Timur’a itaat etmiş ancak Timur verdiği sözü tutmayarak halkın çoğunu öldürmüş şehri yakıp yıkmıştır. (1399-1400). Timur böyle yaparak belki gücünü ispat etmeye çalışmış yada Beyazıd’a göz dağı vermek istemiştir. Ve hızını alamayarak Malatya ve Elbistan’ı zapt etmiştir. Bunun üzerine Beyazıd Timur’u tehlike olarak algılamıştır.

Gümrü Antlaşması

Gümrü Antlaşması - Gümrü Antlaşmasında TBMM'ini ve Ermenistan'ı Kim Temsil Etti


Rusya'nın durumundan yararlanarak kendi devletlerini kuran Ermeniler ve Gürcüler, Wilson İlkeleri'ni kendilerine göre yorumlayarak, Doğu Anadolu'nun kendilerine verilmesini istemişlerdi. Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra, Osmanlı Orduları önce Kafkasları ardından Doğu Anadolu'nun sınır bölgelerini boşalttılar. Türk birliklerinin çekilmesinden sonra işgal hareketlerini hızlandıran Ermeniler, yerli Müslüman halka insanlık dışı davranışlarda bulundular. Bunun üzerine Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Ermenilere savaş açtı. TBMM, Mondros Mütarekesi kararı gereği boşaltılan Kars, Artvin ve Ardahan'ın tekrar geri alınması için gereğinin yapılması yolunda ayrıca yetki verdi. 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir komutasındaki Türk Birlikleri. 28 Eylül 1920'de taarruza geçti. 29 Eylül'de Sarıkamış'ı, 30 Ekim'de Kars'ı, 7 Kasım'da Gümrü'yü geri aldı. Ermeniler barış istedi. Görüşmelerde TBMM'ini Kazım Karabekir, Erzurum Milletvekili Süleyman Necati Bey, Erzurum Valisi Hamit Bey, Ermenistan'ı ise Başbakan Aleksandr Katisyan ve beraberindekiler temsil etti.

Fatih Sultan Mehmet Anadolu'da nereleri fethetti?

FATİH SULTAN MEHMED'İN DEVLET POLİTİKASI

Fatih Sultan Mehmet'le Başlayıp II.Beyazıt,Yavuz Sultan Selim,Kanuni Sultan Süleyman'la II.Selim'e dek süren
Döneme Osmanlı Devleti'nin Yükseliş Dönemi Diyoruz.bu Dönemde Osmanlı Imparatorluğu Dünyanın üç Kıtasına yayılan en güçlü Imparatorluğu oldu.Sınırlar Asya'da bugünkü Iran sınırlarımızdan başlıyor.Irak,Suriye,Arabistan,
Yemen,Filistin ve Ürdün'ü içine alarak Mısır,Tunus,Cezayir Ve Fas ile bütün Kuzey Afrika'yı kaplıyordu.

Büyük İskender Kimdir - Büyük İskender Hakkında

Büyük İskender Kimdir? - Büyük İskender Hakkında Büyük İskender veya III. Aleksander, (Yunanca: Μέγας Ἀλέξανδρος (Megas Aleksandros)) Makedonyalı İskender olarak da bilinir (22 Temmuz M.Ö. 356, Pella, Makedonya - 13 Haziran M.Ö. 323, Babil), M.Ö. 336-323 yılları arasında Makedonya kralı ve tarihteki en büyük komutanlardan biri. Makedonya kralı II. Filip'in oğlu.
Pers İmparatorluğu'nu yıkarak Yunanistan'dan Hindistan'a kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurmuş, Eski Yunan uygarlığının Doğu'ya yayılmasında etkili olmuş ve efsanevi bir kahramana dönüşmüştür.


Cengiz Han Kimdir

Cengiz Han Kimdir? 1167 yılında doğdu. Moğol Kağanı ve Moğol Devleti'nin kurucusudur. Asıl adı Temuçin’dir. Temuçin, 13 yaşlarında iken, babasını kaybetti. Henüz küçük olduğundan, kabilesi, onu bırakıp Tayciutlar’a katılmak istedi. Annesi Helün Hatun, binbir çaba ile kabilenin küçük bir bölümünü geri çevirebildi. Nice güçlük ve sıkıntıya rağmen, varlıklarını sürdürebildiler. Bütün bu olaylar sırasında, Temuçin’deki önderlik yetenekleri kendisini belli ediyordu.

İlk Çağ Anadolu Uygarlıkları

İLK ÇAĞ’DA ANADOLU UYGARLIKLARI 1


HİTİTLER:
· M.Ö 2000 yıllarında Anadolu’ya gelerek Kızılırmak çevresinde devlet kurmuşlardır.
· Başkentleri Hattuşaş ( Boğazköy) şehridir. Çorum yakınlarındadır.
· Hititliler Suriye’yi ele geçirmek için Mısırlılarla savaşmışlardır.Bu savaşın sonunda iki devlet
arasında Kadeş Antlaşması imzalandı.
· Kadeş Antlaşması (M.Ö 1280) Dünya tarihinde iki devlet arasında yapılan ilk antlaşmadır.

  • Hitit Devleti M.Ö 1200 yılında Anadolu’ya gelen Frigyalılar tarafından yıkıldı.

Keşifler Tarihi

Keşifler Tarihi

MÖ 1492 CİVARI - Mısır Kraliçesi Hatşepsut,Punt ülkesine ticari bi sefer düzenler.
M.ö 600 civarı : Mısır Firavunu 2.neko Afrika kıyılarına bir sefer düzenler.
M.Ö 450 CİVARI :Herodates bir dünyaharitası çizer.
M.Ö 327-23 :Büyük İskender ve orduları Pers İmparatorlugundan dogaya ilerler.
M.ö 138 :Cang Çien,Çin'de bulunan Yüeçi'ye dogru yola çıkar.
M.Ö 126 : Cang Çien Çin'e döner.
M.Ö 105 CİVARI : Çinden Batıya uzanan İpek Yolu açılır.
150 : Ptolemaios Dünya haritasını çizer
245 :Çinli elçiler Funana (Kamboçya)yolculuk ederler
629 : Şüen-zang Çinden Hindistana dogru yola açıkar.

Siyasi Düşünce Tarihi



Yönetim, siyaset anlayışları tarih boyu büyük bir çeşitlilik ve değişim gösterdi.


Günümüz dünyasında herkes için geçerli tek bir siyasi model bulunmuyor.
Çoğunluk, ulus devlet sınırları içinde yaşıyor ancak bu sınırlar içinde hüküm süren otoriteye karşı tutumlar farklı.
"Bu otorite tanınmalı mi, tanınacaksa nasıl ve nereye kadar? Bireyin çıkarı mı yoksa toplumun çıkarı mı önce gelmeli?"


Bunlar, çağdaş siyasi yaşamın parçası olan sorular.
BBC için Charles Haviland'ın hazırladığı ve Türkçe'ye Hüsnü Kural'ın uyarladığı Siyasi Düşünce Tarihi adlı dizisi tarih boyu bu tartışmalarda en etkili, en belirleyici olmuş siyasi düşünürleri ve görüşleri ele alıyor.


12 bölümden oluşan dizinin kısa özetlerine ve 15'er dakikalık ses dosyalarına aşağıdaki tabloyu kullanarak ulaşabilirsiniz.


BBc nin bu muhteşem sunumu http://www.yasamoyunu.net tarafından sizler için derlenmiştir.


1 Ağustos 2010 Pazar

Karadeniz Bölgesi hakkında ansiklopedik bilgi

İ smini Karadeniz'den alan bölge,
Karadeniz (Bulgarca: Черно море Çerno more; Rumence: Marea Neagră; Rusça: Чёрное море Çyornoye more; Ukraynaca: Чорне море Çorne more), güneydoğu Avrupa ile Anadolu yarımadası arasında yeralan kuzeyinde Ukrayna, kuzeydoğusunda Rusya, doğuda Abhazya ve Gürcistan; güneyde Türkiye

Sakarya Ovası'nın doğusundan Gürcistan sınırına kadar uzanır. Büyüklük bakımından bölgelerimiz arasında 3. sırada yer alır. Doğu-batı genişliği en fazla olan bölgemizdir. Bu sebeple doğusu ile batısı arasında yerel saat farkı en fazla olan bölgemizdir.

Yeryüzü şekilleri
Bölgenin yeryüzü şekillerini III. jeolojik devirde Alp kıvrımları sonucu oluşan doğu- batı yönündeki
Sakarya nehrinin aşağı çığırında Adapazarı il merkezinin yer aldığı Akova'da denilen ova.

Kuzey Anadolu Dağları ile bu dağlar arasındaki oluklar oluşturmaktadır.

Karadeniz Bölgesi Haritası



Karadeniz Bölgesi Haritası



30 Temmuz 2010 Cuma

Güvercin Deliği İlkesi (Güvercin Yuvası Prensibi)

Güvercin Deliği İlkesi (Güvercin Yuvası Prensibi)

Güvercin Deliği İlkesi

Matematikte Güvercin Deliği İlkesi (en: Pigeonhole Principle)ya da çekmece ilkesi ya da Dirichlet kutu (çekmece) ilkesi, çok basit bir ilke olmasına karşın bu ilkeyi kullanarak ispatlanabilecek ilişkiler çok ilginç olabilir. Bu ilke tam olarak şunu der: N ve k pozitif tamsayılar ve N > k olmak üzere N nesne k kutuya yerleştirildiğinde öyle bir kutu vardır ki o kutuda birden çok nesne bulunmak zorundadır. Bu doğru olmasaydı, yani her kutuda en fazla birer nesne olsaydı, k kutuda en fazla k nesne olabilecekti.
n ve m gibi iki doğal sayı için n > m durumunda, eğer n parça m güvercin deliğine koyulacaksa bir güvercin deliği birden fazla parça içermek zorudadır. Diğer bir söylem; m deliğe bir deliğe bir güvercin düşecek şekilde en fazla m güvercin yerleştirilebilir, bir tane daha yerleştirilmesi bir deliğin tekrar kullanılması ile our.



İlkenin adının esin kaynağı: Deliklerdeki Güvercinler.
Burada n = 7 vem = 9, buradan en az iki güvercin deliği
boş kalacağını söyleyebilirizç(Eğer iki kuş bir deliği
paylaşsalardı üç boş delik olacaktı.)


Örnekler

29 Temmuz 2010 Perşembe

Osmanlı Tarihinde İlkler

Osmanlı Tarihinde İlkler...


- Osmanlıların ilk Beylik merkezleri ve bir bakıma ilk başkentleri Söğüt Kasabası'dır. Daha sonra sırasıyla Yenişehir, Bursa, Edirne ve İstanbul başkent oldu.

- Osmanlı tarihinde ilk savaş,1284 yılında Bizans tekfurlarıyla yapılan Ermeni Beli savaşıdır.

- Osman Bey'in ele geçirdiği ilk kale Kolca Hisar Kalesi'dir (1285).

- Osman Bey'in ilk askeri anlaşması 1306 yılında yılında Ulubad Tekfuru ile yapılan anlaşmadır.

- İlk fethedilen ada, 1308 yılında alınan İmrali Adası'dır.

- İlk barış anlaşması, 1330 yılında Orhan Gazi ile Bizans İmparatoru Üçüncü Andronikos arasında imzalanmıştır.

- "Rumeli" adı verilen Avrupa yakasında ilk ele geçirilen yer, Gelibolu'da Orhan Gazi'nin büyük oğlu Süleyman Paşa tarafından alınan Çimpe limanıdır.

Marksist pencereden bakan Eric Hobsbawm’ın tarihçiliği

“SIRADAN” İNSANLAR, SIRA DIŞI YAŞAMLAR

Tarih yazımına Marksist pencereden bakan Eric Hobsbawm’ın tarihçiliğini anlatmaya gerek yok. Çünkü o, yazdıklarıyla, konuşma ve eleştirileriyle ne yapmaya çabaladığını, nerede durduğunu zaten belli ediyor.
Ürettiklerinin hâlâ okunuyor (ve aynı zamanda okutuluyor) olması, onun ağırlığını gösteriyor. Dolayısıyla 1950-1980 arası yazdığı makalelerden derlenen Sıra Dışı İnsanlar da aynı ağırlığa sahip. Kitabın alt başlığı “Direniş, İsyan ve Caz”; bu başlık bizi “sıradan” insanların sıra dışı yaşamlarıyla buluşturuyor.
“KÜÇÜK İNSANLAR”

27 Temmuz 2010 Salı

41 Yılın Çıkmış Coğrafya ÖSS Soruları & Çözümleri (pdf),

Konularına Göre Düzenlenmiş 41 Yılın (1966-2006)
 
ÜSS ÖYS ÖSS Coğrafya Soruları Soruları



Ülkeler ve Dünya Ansiklopedisi İndir Download

Ülkeler ve Dünya Ansiklopedisi İndir Ülkeler ve Dünya hakkında her türlü bilgiyi ve resimleri bulabileceğiniz çok güzel hazırlanmış bir program...

http://rapidshare.com/files/14344786...part1.rar.html
http://rapidshare.com/files/14344847...part2.rar.html
http://rapidshare.com/files/14343899...part3.rar.html

Dünyadaki Başlıca Büyük Denizler

Dünyadaki Başlıca Büyük Denizler


Büyük Okyanus(Pasifik Okyanusu): Amerika ve Asya kıtaları arasında bulunan dünyanın en büyük okyanusudur. İsmini İspanya krallığı adına Dünya'yı dolaşan Portekizli denizci Ferdinand MAGELLAN vermiştir. MAGELLAN, günler süren zorlu ve fırtınalı şartlar altında adını verdiği Magellan Boğazından geçip bu okyanusa açıldığında, fırtınaların dinmesinden ve kendisini sakin suların karşılamasından dolayı Portekizcede "sakin" anlamına gelen "Pasifico" kelimesinden yola çıkarak okyanusa bu ismi vermiştir. 179.7 milyon kilometrekare yüzölçümüne sahip olan bu okyanus, neredeyse Atlas Okyanusu ve Hint Okyanusu'nun toplamı kadardır. Kapladığı alan dünyadaki toplam karaların alanından biraz daha büyüktür. En derin yeri 11.034 metre ile Mariana Çukuru olup burası aynı zamanda Dünya'daki en derin noktadır.

Atlas Okyanusu (Atlantik): Büyük Okyanus'tan sonraki en büyük ikinci okyanustur. Bir zamanlar tek parça olan ata kıtanın bölünmesiyle oluşmuş olup, Avrupa ve Afrika'yı Amerika Kıtası 'ndan ayırır. Yan denizleri ile birlikte (Akdeniz, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi) 106,2 Mil. km² alana sahip olup, yeryüzünün beşte birini kaplar. 3314 metre ortalama derinliği bulunan okyanusun en derin noktası Porto Riko Çukuru’dur.

Yerleşme Alanı Ve Yerleşme Alanını Sınırlandıran Faktörler

Nüfus gibi yerleşme alanları da yeryüzüne düzensiz dağılmıştır.Bazı yerlerde yerleşme çok sık , bazı yerlerde seyrektir.Yerleşme alanlarını sınırlandıran başlıca faktörler ; denizler,kutup bölgeleri,yükselti ve kuraklıktır.

Yerleşme alanlarını sınırlandıran faktörlerin başında deniz gelmektedir.Bütün olanaklara rahmen,yerleşme alanları deniz kıyılarında son bulmaktadır.

Hayvancılığı Etkileyen Faktörler

Hayvancılığı Etkileyen Faktörler Ülkemizde hayvancılığın gelişmesi için gerekli başlıca faktörler şunlardır :

● Hayvan soylarının ıslahı
● Otlakların ıslahı
● Yem üretiminin artırılması
● Hayvanların bakım , beslenme ve yetişme koşullarının iyileştirilmesi
● Hayvansal ürünler sanayiinin geliştirilmesi
● Hayvansal ürünlerin , değeri üzerinden ve düzenli bir biçimde pazarlanmasının sağlanması
● Üreticilerin teşvik edilmesi ve kredilerle desteklenmesi

Akarsuların Aşındırma Şekilleri

AKARSULARDA AŞINDIRMA
• Kimyasal aşındırma: Akarsuyun geçtiği yerlerdeki kolay eriyebilen kayaları eriterek beraberinde taşıması olayıdır.
• Mekanik aşındırma: Akarsuların aşındırması daha çok mekanik yolla gerçekleşir.
Mekanik Aşındırmada Etkili Olan Faktörler
• Akarsu yatak eğiminin ve akış hızının fazla olması,
• Akarsuyun akımının yüksek olması,
• Akarsuyun yük miktarının fazla olması,
• Akarsuyu yatağı çevresindeki bitki örtüsünün cılız olması,
• Akarsu yatağındaki kayaların kolay aşınabilir olması mekanik aşındırmayı artırır.
*Akarsular aşındırma faaliyetini daha çok ağızdan kaynağa doğru geri aşındırma şeklinde gerçekleştirir.
*Denize dökülen bir akarsu yatağını en son deniz seviyesine kadar aşındırır. Buna taban seviyesi (genel kaide seviyesi) denir. Göle dökülen akarsu da yatağını en son göl seviyesine kadar yapar. Buna da yerel kaide seviyesi denir.
Denge Profili: Akarsuların yatağını ağızdan kaynağa doğru geri aşındırarak düzleştirmesiyle oluşan iç bükey eğriye denir. Türkiye akarsuları denge profiline ulaşmamışlardır. Sebebi : Türkiye’nin bugünkü yer şekillerinin yakın bir dönemde oluşmuş olmasıdır.

Kıtalara Göre Akarsular

Kıtalara Göre Akarsular ASYA:

Başlıca ırmakları, Yangtze (5500 km Asya’nın en uzun, dünyanın dördüncü uzun ırmağıdır.), Yenisey (kaynağı Büyük Yenisey ırmağı olarak kabul edildiğinde 4000 km, Selegna Irmağı olarak kabul edildiğinde 5500 km uzunluğundadır.), Obi (3680 km, İrtiş Irmağı’yla birlikte 5569 km), Sarı (4700 km), İrtiş (4441 km), Lena (4400 km), Amur (4352 km), Mekkong (4200 km), Brahmaputra (2900 km), İndus (2900 km), Fırat (2700 km), Amuderya (2539 km), Ganj (2506 km), Saluen (2415 km), Siriderya (2204 km), Irravadi (2090 km), Dicle (1900 km) ve Yamuna (1385 km).

Coğrafyanın Ortaya Çıkışı

Geçmişte coğrafya farklı kimselere farklı zamanlarda farklı şeyler ifade etmişti şimdi de farklı şeyler ifade etmektedir. Bazılarında uzak yerler ile ilgili imajlar uyandırıp, hiç kimsenin gitmediği yerlere giden cesur kaşifleri hatırlatırken; diğer bazıları içinde coğrafyacı, dünyanın en uzun nehirleri, en yüksek dağları, en büyük şehirleri hakkında ansiklopedik bilgidir.

Dalgalar Neden Paraleldir

Dalgalar Neden Paraleldir? Burada dikkate alınması gereken en önemli nokta dalganın kıyıya yaklaşırken yavaşlaması. Denizdeki dalgaların hızı suyun derinliğine bağlı. Derinlik azaldıkça dalga da yavaşlar. Bu durumda da, ışık örneğinden çok iyi bildiğimiz dalgaların kırılması işin içine girer.
Havadan cama geçen bir ışık ışınını hatırlayın. Işık havada hızlı, camda ise daha yavaştır. Işığın dalga yapısıyla doğrudan ilişkili bir nedenden dolayı, ışık daha yavaş olduğu ortamda arayüze daha dik yönde hareket eder. (Ünlü Snell yasasında geçen kırılma indislerinin oranı aslında hızların ters oranıdır.)

Coğrafi Keşifler Listesi

COĞRAFİ KEŞİFLER LİSTESİ







Tarih Keşfedilen yer Denizci veya gezginler

Deniz Suyu Neden Tuzludur



Deniz Suyu Neden Tuzludur? Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayaları erozyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu mineraller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.